
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB'nin Türkiye için önemli bir süreç olduğunu ama Kıbrıs'ı feda edecek kadar da önemli olmadığını söyledi.
İngiltere'deki temaslarını sürdüren Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Türkiye'nin Londra Büyükelçiliğinde Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. İngiltere'deki temasları ve gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtlayan Bakan Bağış, "AB Türkiye için önemli bir süreçtir, ama Kıbrıs'ı feda edecek kadar da önemli değildir" dedi.
Bir basın mensubunun KTTC'deki Rum malı arsa üzerine İngiliz Orams çiftinin villa inşa etmesi gerekçesiyle açılan davada İngiltere İstinaf Mahkemesi tarafından mülk sahibi Rum Meletis Apostolides'in haklı bulunmasıyla ilgili İngiliz yetkililerin yargının işine karışmayacaklarını açıklaması nasıl değerlendirdiği sorusuna cevap veren Bağış, "Adada çözümü kimin desteklediği, kimin engellediği, kimin ipe un serdiği çok açık ve net ortadadır. İstedikleri kadar, istedikleri ülkede başlarını kuma gömsünler
gerçekleri gizleyemezler. Güneş balçıkla sıvanmaz, her şey ortadadır" dedi.
2002 yılında AK Parti'nin iktidara geldiğinde önce Kıbrıslı Rumların Türkiye'ye gireme yasağını kaldırdıklarını söyleyen Bağış, daha sonra KKTC'nin kapılarını Rumlara açtıklarını, bugüne kadar adadaki Türklerin yüzde 90'ının güneyi, güneydeki Rumların da yüzde 90'ının da kuzeyi ziyaret ettiğini ve adada herhangi bir olayın yaşanmadı belirtti. Başbakan Erdoğan'ın 2003 Ocak ayında Davos'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı yeni bir süreç başlatması için ikna etme konusunda girişimlerde bulunduğunu söyleyen
Bağış, "Ben o gün oradaydım, hiç unutmuyorum, Sayın Annan'ın ilk verdiği cevap, 'Sayın Başbakan ben bu işi 3 kere denedim, 3'ünde de başarısız oldum. 4. kere başarısız olmak istemiyorum' demişti. O gün Başbakanımızın verdiği bir söz vardı, 'biz her zaman bir adım önde olacağız' diye. Şu an itibariyle bir adım, binlerce adım öndeyiz. Gerçekten her aşamada, hem Annan planının hazırlanmasından önce, hem Annan planı hazırlanırken, hem de sonrasında, hem de Annan planı oylamasından sonra gelişen ortamda Türkiye
ve KKTC yetkilileri çözümden yana, barıştan yana, entegrasyondan yana her türlü adımı attılar. Ama her önerimize itiraz eden, her girişimi engellemeye çalışan tarafın da kim olduğunu bütün dünya gördü. Çok şükür biz adadan tek bir askerimizi çekmeden, tek bir karış da toprak vermeden bütün uluslararası algıyı değiştirebildik" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Rum Lider Hristofyas'ın adada kalıcı bir çözüme ulaşabilmek için 65 kereden daha fazla bir araya geldiklerini ifade eden Egemen Bağış, "Tabii ki bu görüşmelerin arkasında Türkiye'nin verdiği destek vardır. Tabii ki en son Sayın Talat'ın kendi muadiline sunduğu bir paket vardır, onu da reddettiler. Her aşamasında Türkiye çözümden yana tavrını sürdürdü ve biz bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Ama şunun da altını çizerek vurgulamak istiyorum. AB Türkiye için önemli bir süreçtir,
ama Kıbrıs'ı feda edecek kadar da önemli değildir. Biz bu noktaya diğer ülkelerden çok daha uzun yıllar harcayarak geldik. Bazı ülkeler biliyorsunuz AB'ye başvurdular, 4 yılda müzakeresini tamamlayıp AB'nin üyesi oldular. Çünkü önlerine konan her şeye evet dediler. Biz demedik, demeyeceğiz de. Türkiye'nin potansiyeli ortada, bugün Avrupa'nın 6. en büyük ekonomik gücü, 4. en büyük iş gücü. AB'ye getirecekleri, AB'den alacaklarından çok daha fazla olan bir ülkedir. O yüzden Avrupalıların da iyi hesap etmeleri
lazım. Yani İngiltere'deki bir mahkeme kararının Türkiye'de iktidar-muhalefet hiçbir ayrım yapmadan, asker-sivil hiçbir fark gözetmeden, kadın-erkek hiçbir görüş ayrılığı olmadan tamamen toplumun bütün kesimlerinin ortak noktası olan milli bir davamız olan Kıbrıs konusunda Türkiye'nin kararını değiştirmesini kimse beklemesin" diye konuştu.
Türkiye'nin bu süreçte çözümden yana tavrını sürdürmeye devam edeceğini de vurgulayan Bağış, "Ama bu çözümün kalıcı olma şartı bizim için çok önemlidir, kalıcı olmasının yolu da siyasi eşitliğe dayalı olmasıdır. Siyasi eşitliğe dayalı olmayan hiçbir çözümün kalıcı olmayacağını tarih bize göstermiştir, şartlar ortaya koymuştur. O yüzden de biz siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm konusunda adadaki iki cesur lideri desteklemek gerektiğine inanıyoruz. Sayın Talat ve Sayın Hristofyas'ın gerçekten ortaya koydukları kararlı bir duruş var. O duruşa bütün dünyanın destek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Annan planının da başarısız olmasının, istenilen neticeye varmamasının arkasındaki sebepleri hepiniz çok iyi biliyorsunuz, hepimiz bunları gördük. Ama maalesef AB kendi almış olduğu kararları uygulamakta hala imtina ediyor. Hala 26 Nisan 2004 tarihli konsey kararı uygulanmadı. Hala KKTC'ye uygulanan haksız izolasyonlar son bulmadı. Bunların hakkaniyetle çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ben hala umutluyum, Sayın Talat ve Sayın Hristofyas'ın şu anda yürüttükleri sürecin Kıbrıs için çok büyük bir fırsat olduğuna, çünkü ilk defa hem Atina'da hem Ankara'da, hem de adanın iki kesiminde çözümden yana çok net tavır koyan liderler olmasının büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum. İnşallah bu fırsat iyi değerlendirilir. Bu fırsat kaçırılırsa bir daha böyle bir ortamın yakalanması belki yılları alır. Onun için herkesin hesabını iyi yapması gerektiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.